3 Eylül 2009 Perşembe

Düş'tük...

Ne güzel bir şarkıydı o, gecenin sabaha karşısında geldip dilime dolanan...

"Böyle de yaşanır ayrılıklar, Uzak diye bir yer yok.
Paylaştığımız gökyüzü, kavuşturuyor bizi..."

Hayatımın hatırı sayılır bir kısmı "neden ben?" diye sormakla geçti güzel sevgilim. Tam sormayı bırakmam seninle tanışmama rastladı. Seni o zamana kadar çektiklerimin bir hediyesi olarak sorgusuz sualsiz alıp kabul ettim. Tanrı'nın beni duyduğunu en kuvvetli hissettiğim an, "Hayatımda olmandan onur duyuyorum." dediğin andı.

Hayatımın "sen" anına kadar hep ama hep bir şeyler için ağladım ben. Hastayım, öleceğim diye. Annem yanımda değil diye, babam terketti diye. Canım acıyor diye, milyonda bir olanları buluyorum diye.

Nihayet seninle Dünya'nın kapıları yeniden açıldı yüzüme. Sormadım artık neden diye. Besbelli ki hediyemdin, başımın tacıydın. Gözlerine baktığımda ağladığım, adamım...

Bizden ne istediler, neden böyle oldu, bir aydır kafamda dolanan binbir soruyu çektim bir kenara artık. Tek bildiğim dalında olgunlaşan bir meyvesin şimdi. Her bir sözle belki daha da ballanıyor için. Farkında değiller. Her bir olayda daha da büyüyorsun, büyüyoruz sevgilim.

Ne zaman bilmiyorum. Bir gün, son bir olayda, taşan son bir bardakta, aynı ağacın farklı dallarında birbirimizden habersiz "olup" aynı anda düşeceğiz özgür topraklara. Onlar farkında olmayacak aslında yaptıklarınının bizi büyüttüğünü. Sadece yere düştük sanacaklar. Oysa biz "ol"muş olacağız.

Sevdamız aynı ağaçtan çıkmak olacak. Aynı gökyüzünü paylaşmak olacak, birbirimize erişemediğimiz günlerin tadını çıkaracağız. Ayrı dalların iki meyvesiyken, bir kasenin içinde ağız tatlandıracağız beraber.

Onlar hep "düştük" sanacaklar...

1 yorum:

Mademoiselle Bovary dedi ki...

ellerine saglik. cok gusel.