29 Aralık 2021 Çarşamba

kim bilir?

açıkçası mevzu artık tek başıma benim mevzum değil... 
çıkarım elbet bu imtihandan da... ama tek parça, ama paramparça... orasını bilemiyorum.

ama çok çok yazasım var bu gece, 11'li hece ölçüsüyle halk edebiyatı parçaladığım ve dahi sonunda gözümün açıldığı sabahın gecesi gibi. 

hissediyorum. bu gecenin sabahı da o sabah gibi farklı olacak. bir level daha atlayacağım umarım kendi dünyamda.

dur bakalım... benim delikanlılığımın geçtiği kasabadan bozma kazanın ergeni, kavgaya girmeden önce bir tane kendine vurur. hele ki yüzüne vurarak mevzuya dalan, daha bir racon ehli sayılır. o hesap bir kez şaplatarak kendime sürdürüyorum geceyi. çıkacağım bu geceden ya patoz olarak, ya ağız burun eline verip hasmın. 

ama; ne yaşanıyorsa sol memenin altında. sessiz sedasız. sessiz sitemsiz...

sabaha nasıl mı olurum? gaybı kim bilmiş ki ben bileyim.

yanmışım ben


Şimdi Yürütülmüyor: Sessizlik Güzel

hüngür hüngür ağlayası olup da ağlayamamak... 
bir gece, bir gün değil, bir hafta, bir ay değil... ay-lar-dır!

stabil bir ruh haliyle yaşarken, manik depresif atakların sıklaşması...
her gün, her saat başı, bazen de dakikadan dakikaya!

inanmak, güvenmek, her şeyi bilmek isterken yaşanan irtibatsızlık, kopuşlar, diyalog yoksunlukları...
tam inanmaya yeltenirken akla gelen yalanlar...
fena ki ne fena!

ketum oldukça, acıyı dışarı yansıtmadıkça, karşındakinin acıyı yalan sayması, yok sayması...
bilmediğinden suçlaması. seni acı çeker gibi görünüp acı çektirmekle suçlaması!

sonra yine içe dönüp kabullenişler, kabullenemeyişler ve en zoru kabullenişleri kabullenemeyişler...
acı çekme gerçeğini bile bile istenen son şanslar, belki de son şanssızlıklar...

bu kadar yük bir insana çok değil mi?

25 Aralık 2021 Cumartesi

Hayatımda duyduğum en doğru laf şerefsizim!

Şimdi Yürütülüyor: Helldorado - A Drinking Song

Böyle avuç içlerim karşıya bakmış vaziyette, sağdan sola, soldan sağa "we are the world, we are the children" iyiliğinde değilim elbet...

"Kısa çöp uzun çöpten hakkını alacak elbette" gibi bir idealin ödül-ceza mekanizmasının çok randımanlı çalışmaması da bir reailite neticede.

"G.t kispetten çıkınca s.k Bağdat'tan gelir" derdi dert ehli bir abimiz.

Doğru demiş...

Ohhh beee!

Ustaya Saygı: Yoksa, Ben Kötü Bir Adam Mıyım?

benim kötü olduğum cihanda, kendine iyi  diyenin izzeti nefsini sikeyim... şayet ben "habis" yüreğimle nefes alıyorsam, fikrine "selim" diyenin selametini sikeyim. ben beynamaz iken seccadesinin gölgesinde necis olanın necasetin sikeyim.  imanı setr-ı avret olanın sertesini ayrı, avret yerini ayrı sikeyim

18 Aralık 2021 Cumartesi



Şimdi Yürütülüyor: Müslüm Gürses - Yıkıla Yıkıla

müslüm arşivi pasaj müzkten ibaret olan, new era müslümsever varsa bu noktada blogu terketsin lütfen, zira yazının devamı onlara hitap etmeyecek..

fıkıh hukuku geçerli olsaydı şayet, en az üç şahit gerekirdi bu musibetin "bira" olduğunu ispatlamak için...

iddia ediyorum... dünyanın hiçbir medeni ülkesinin, hiçbir medeni vatandaşı, gönül rızasıyla bunu içmez ve hatta içene de "normal insan" muamelesi yapmaz.

ama şöyle de bir realite var ki, lezzet faktörünü ikinci planda bırakan:
bitmeyen kederin anasını ya efes ekstra, ya kırmızı tuborg s.ker...

tüm elit dostlarımın pembe g.tlerine sonsuz saygılarımla.

can baba'nın "ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi" dediği noktada yalansızlığı aramanın ütopikliğiyle, farkına varmadığım ama ömrüme dahil olan yalanlar maç yapsa, averaj düzeltir yemediğim ama gargara yaptığım yalanlar...

denenir mi her şeye rağmen... çare yoksa denenir. 

deneyelim bakalım.


9 Aralık 2021 Perşembe


 Şimdi Yürütülüyor: Faithless - Insomnia

necis insanlar var ya, pek çoğumuzun sevmediği ama kimilerinin mesleği, statüsü ve sair sebeplerle olanca pisliğini normalleştirdiği...

mabadına yalan yuva yapmış. alışverişi hep dolap. seni beni bırak, hayat arkadaşına bile üç kağıt açmış, ağzından düşürmediği evladının nafakasını işbu üçkağıda bahis kadına toka etmiş ve hatta etmekte.

ama ağzını açsa allah, adımını atsa musaf. bir de spritüel işlerle müsemma ki, sanırsın hammış pişmiş elhamdülillah...

işte onlar uyuyor ya bu saatte, ben o yüzden uyumuyorum. aynı zaman diliminde gözüm açık olmadığı için talihli sayıyorum kendimi. bunlarla aynı anda soluduğum hava ciğerime ziyan. varsın onlar uyusun, ben uykusuz kalayım.


Şimdi Yürütülüyor: Bülent Ortaçgil - Normal

Normalin ederi, vasatî 40 çöp...

Normale razı olan normali yaşasın. Normal yalanlarla, normalin ticaretinin raconlarıyla, normal yüzsüzlüklerle. 

Normalin attığı kazıkları, normalin satışlarını normal görerek. Normalde normal görmediği alengirleri normal sayıp sineye çekerek.

Normal evliliğinden ayrı normal birlikteliklerini normalleştirerek hayranlıklar beslesin, methiyeler düzsün. Normal olmayan bir adam da yadırgasın, sindiremesin içine bu normallikleri. Ve hatta yadırgadı diye suçlu olsun.

İsteyen normal olsun. Herkes kendi normalini yaşasın. Hazmeden hazmetsin, hazmedemeyen normal olmayı reddetsin.

Ben ömrü hayatımda böylesi bir normalin yörüngesine oturmayı reddettiğim için yaldızlı bir kartvizit, yerden yüksek bir oto, yahut "aynalı" bir ofise sahip olma gibi idealler beslemedim. "Normali buysa, yerim normalini" dedim. Yanaşmam ben bu normale. 

Sevemedim normali. 

Hiç hem de...

5 Aralık 2021 Pazar



Şimdi Yürütülüyor:
Pilli Bebek - Kızım

hazmı zor şeyler bunlar.
yaşanıyormuş...

ansiklopedik tanımlar, kavrama ilişkin "bold" başlıklar nasıl da yaralayıcıymış, yaşanmadan bilinmez.

ilgi, zaman, hissi motivasyonlar sende değilse eğer, sen neredesin be hey adem evladı?

yanlış mı yaşadın?
yanlış temelle mi kurdun "yuvam" dediğin binayı?

bilemezsin...

kıyısına kadar gelmişken terk-i dünyanın, bu denli özlemini çekiyorken hele,

henüz iki gün önce,
ne korkuttu seni,
ne tuttu ki burada?
ne bağladı, 70 metrekare dünyana?

okudukların?
şarkıların, türkülerin?
yalandan tebessümlerin?

yahut, 9 yaşında bir çift turkuaz göz, "ölüyorum" dediğinde gözünü dikip kaygıyla bakan?
"gitme baba" diyen...

"kahve" değil ama, "turkuaz"

o halde...
devam yaşamaya!

26 Kasım 2021 Cuma

Hayırlısı...


Gerekli ritüelleri tamamlamadan, usulüne uygun olarak defnedilmeyen cenazelerin ruhu dünyadan ayrılmaz. Adı hayalet olur, hortlak olur, kötü ruh olur... Hemen her toplumun inanışında vardır bu. 

İlişkilerimizde de bu böyle. Arkadaşlık, dostluk, akrabalık ve tabii ki aşk... Doğal seyrinde devam edip normal yollarla bitmeyen her ilişki, hayatımızda bir hayalet bırakıyor. Onca yılın üstüne gelip rüyamıza giriyor, aklımıza geliyor, karabasan oluyor. Olurunda bitmeyen her ilişki kendi hayaletini peşinde bırakıyor... 

Hata yaptığımı anladım bugün. Benim bilmeden yaptığım şey yeni bir hayalet yaratmaya çalışmakmış. Oluruna bırakmak, doğal yollarla bitmesini beklemek, beklerken de bugüne kadarki kafamın aksine kaderci olmak, "Vardır bir hayır" demek, "Olacağın önüne geçilmez" demek, "Hayırlısı neyse" demek huzurun açılan kapı belki de.

Diğer türlüsü huzursuzluk verdi şimdiye kadar, kaygı verdi, paranoya verdi. Bir de böyle deneyelim bakalım...

Bu kadar yıpranmışlığın, parçalanmışlığın, gönül kırgınlığının üstüne, bir de hayalet bela etmeyeyim başıma!

15 Kasım 2021 Pazartesi


Şimdi Yürütülüyor: Yeni Türkü - Çember

Büyük, iddialı cümlelerim olmadı hiçbir zaman.
Aforizmalarım, didaktik paragraflarım...
Zaten yarım yamalak bir aklım var, kime ne öğreteyim, kime ders vereyim, kime parmak sallayayım?

Ortalama bir insan olarak yaşadım kırk yıldır.
Ortalama halimle büyük mutluluklar yaşadım.

Buraya kadarmış ama. Şimdi bu ortalama adam, ortalamanın dibinde bir mutsuzluğun girdabında kıvranıyor.

Kime ne diyeyim, kime kızayım, kime öfkeleneyim?
Ortalama bir adamı başına tac edip hakkettiğinin üstünde muhteşem mutluluklar yaşatana mı?

Bir yerde okumuştum. "Tavuğu bıçakla ya da tüfekle öldürmenin tavuk açısından hiçbir farkı yoktur. Neticede tavuk ölmüştür."

40 yaşında, borçlu, dertli, kafası gel gitli bir tavuğum ben.
Bıçağı çalana mı, tetiği çekene mi kızayım?
Tavuğu değil de kudreti yerinde, işi gücü denk, tavuğu taze taze kesip yemeyi seveni seçene kızmak da hakkım değil...

Türkan Şoray Ahmet Mekin'i tercih etti diye herkes Kadir İnanır'dan vazgeçmek zorunda değil.

İnkarın ardından gelen isyan artık yerini kabullenmeye bırakmalı... Bırakamıyor ama bunun zamanı geldi. Mağlubiyet halini içselleştirmek herkes için hayırlısı.

Deveyi gütmek mi, diyardan gitmek mi yoksa terk-i diyar etmek mi?

İşte bütün mesele bu!

6 Kasım 2021 Cumartesi

Burası Benim!


Şimdi Yürütülüyor:
Zülfü Livaneli - Günlerimiz

Aynı eski günlerdeki gibi, eski hayatımdaki gibi. Özlediğim için değil, zerre özlemim yok o günlere dair. Ama kendim için yazmayı özlediğimi fark ediyorum.

Burası benim!
Kendimi kendime anlatmak için. İçimi başkasına değil, kendi kendime dökmek için.

Burası benim etanolle şişen mesanem, yaşama dair mide bulantımı boşalttığım kusmuk torbam, ağlama duvarım.
Günün birinde nasıl mutlu olduğumu da buradan anlatırım, kim bilir?

Ama burası benim.
Bir başkasına değil, kendime yüreğimi kendime açtığım alan.

Çok nikotinli, çok alkollü, çok siyahlı, az renkli bir mekan burası.
Burası benim!

5 Kasım 2021 Cuma

Ben Geldim!



Merhaba uzun cümlelerim. 

Aranıza yeni katılan cümlelerim için kendimi tanıtayım. Zamanında buralarda bir şeyler kaynatan, on bir yıldır görünmeyen bir adamım. İsmim Woryzover.

On bir yıldır iyi kötü yazmaya devam eden, hatta yazmayı meslek haline getiren, hemen hemen her konuda yazıp da kendini yazmayı unutan bir adamım. Geçtiğimiz aylarda karşıladığım kırkıncı yaşımın pek de iyi olmayan ruh haliyle, üstat Sait Faik’in “Yazmasaydım deli olacaktım” dediği noktadan selamlıyorum sizi.

Ayrı geçirdiğimiz günleri sonra konuşuruz ya da konuşmayız, bilemiyorum. İlk günden fazla yormayayım sizi. Uzun cümlelerin adamının bugününü kısa kısa cümlelerle anlatayım:

Zoraki gülümsemelerden yorgun.
Yanlışlarının bedelini ağır ödüyor.
Kendine düşmanlığı pişmanlığından.
Mutsuz, olabildiğine mutsuz, uykusuz bir alkolik. 

Kaybetme korkumla, paronayamla, anksiyetemle, hezeyanlarımla... İğne deliğinden Hindistan'ı seyretmek için... Yeniden merhaba!